12 Ocak 2011 Perşembe
18:35
Aradan aylar aylar geçti. Düzenli yazamadığımı söylemiştim. Öyle şeyler oldu bitti ki nasıl anlatsam bilemiyorum. İki çocuktan çıkma teklifi aldım birini reddettim, diğerinin ne olduğunu çözemedim, sefayla aramız süper sürekli mesaj atıyor ama artık kafamı karıştıramıyor çünkü yeni birinden hoşlanıyorum. İlk çocuk Halil benim geçen yıldan sınıf arkadaşım. Sınıfta kaldı sonra sözele geçti bir şeyler yaptı ve şuan sözelden bizimle birlikte devam ediyor. Benden bir yıldırki hoşlandığını ama anca söyleyemeye cesaret ettiğini söyledi. Deneyelim diye öyle çok ısrar etti ki bende sevgili olmayı değil ama en azından bir süre beraber takılmayı (ne demekse ?! ) kabul ettim ama 2 gün dayanamadım ve ertesi gün yok ben yapamayacağım dedim. Halbuki daha görüşmemiştik bile çünkü o bir gün hafta sonuna denk gelmişti. Bu tüm gece kabul etmek istemedi daha sonra ise melankolik mesajlar atmaya ve ne zaman nasılsın desem çok kötüyüm sürünüyorum tarzında cevaplar vermeye başladı. Bu aralarsa gördüğünde selamıma buz gibi bir bakış atarak cevap veriyor.
Diğeri ise Gökhan diye bir çocuk. Ben onu daha önce Özge’den (sıra arkadaşım) hoşlanıyor diye biliyordum (çünkü Özge öyle demişti) ama bana Özge’nin ona baktığını söyledi. Aslında düşününce mantıklı geliyor (: .. Gelelim olayın nasıl olduğuna ben bir gün nöbetçiydim (tabi bunu 3. ders fark edebildim) indim idare katında oturuyorum bu geldi son sınıf (ve babası arkalı ) olduğu için derslere girmiyor hep benim bulunduğum yerde duruyordu. Daha sonra bizim okulun işlerine yardımcı olan bir abi var o geldi sohbet etmeye başladılar ve beni de sohbete kattı bu abi ve o gidince bu benimle konuşmaya başladı ve tabi geldi gitti konu sevgilin var mı ya dayandı. Önce o anlattı (doğuda bir ildi şimdi hatırlamıyorum) bir sevgilisi varmış onun için sürekli İstanbul’dan uçakla oraya gidip akşam dönüyormuş tekrar. Yani kız için bayağı özveride bulunmuş tabi bu özveriler içinde maddi durumu gayet müsait (abi anlattı (: ) fakat daha sonra kız bu çoçuğun en yakın arkadaşıyla çıkıyor ve puff hayaller suya tabi. Bu liseyide kolejde okuyormuş ama sınıfta kalınca bizim liseye gelmiş bunuda abi ile konuşurlarken öğrendim. İşte anlatma sırası bana geldi ama anlatacak bir şey yok çünkü benim daha önce hiç ilişkim olmadı. Tabi buna söyledim ilişkim olmadığını daha öncede ilgileniyordu ama birden gözler çakmak çakmak yandı. Sonrası malum senden etkilendim telefonunu verir misin falan filan. Daha önce ilişkim olmamasından etkilenmiş haspam .. Peh.. neyse işte arada konuşuyoruz ama bu benden nazlı küsüp duruyor mesaj atmayınca o baktığında bakmayınca çağırdığında gelmeyince vs vs .. Ne bekliyordu anlamadım çok şımartılmış herhalde. Neyse işte arada mesajlaşıyoruz ama pek göremiyorum onu okulda son sınıf olduğu için okula gelmiyor çok fazla.
Sefa’ya gelince offf.. hiç yorum yapmak içimden gelmiyor ona. Alıştım çünkü. Hep böyle dengesizdi o bir öyle bir böyle. Ne elde etmeye cesareti var ne de kaybetmeyi kabullene biliyor. Ne onun olacağım ne de başkasının, çocuğu bu kadar Türk filmiyle büyütürseniz böyle olur.
Hoşlandığım çocuğun adı ise Ozan. Yılın başından beri hoşlanıyorum bu çocuktan. Onunla da idare katında nöbetçiyken tanışmıştık. Bizim sınıfa yeni gelmişti sözelden. Bu nöbetçilikte ne varsa orası benim kısmetimi açıyor ((: . Tabi daha sonra foss. O gün nöbetçiyken dibimden ayrılmadı neredeyse nöbetçilik yapmadı hep başımda durdu benimle konuştu, önüne gelen her şeyi bahane etti etrafımda olmak için. Bende diyorum içimden yarın sınıfa gelince de konuşuruz ilk defa hoşlandığım biriyle olacak galiba dedim ertesi gün bir hüsran bir hüsranki anlatamam. Yok çocuk konuşmuyor pıss. Başlarda kabullenmek istemedim heraldeki birkaç kere ben konuşmaya çalıştım, ben muhabbeti açınca gayet güzel konuşuyor ama kendi gelipte benle konuşmuyor ya. Bir yerden sonra ümidi kestim tabi ben (baya sürdü bu ümit kesme olayı) melankolik takıldım bir süre. Nasıl kaptırmışsam kendimi az daha bunu unutmak için bir başkasının teklifini kabul ediyordum kiii.. Bir an kafama DANKK!! Etti. Dedim kızım ne yapıyorsun dur bi sakinleş aklını başına topla. Tabi ben anında bu hatadan döndüm (bahsettiğim hata Halil) tabi olan o çocuğa oldu ama affetsin, daha fazla üzmeden döndüm yolun başında en azından ama bunun onun hiç umurunda olduğunu sanmıyorum (Halil’in).
Daha sonra Ozan’la çok gelişmeler oldu. Benim umutlar yine yeşerdi. Konuşmaya bakışmaya filan başladık. Tabi bu aşamada neler neler oldu ben az ağlamadım (çok karamsar biriyimdir hep en kötüsünü düşünürüm kurarım). Her şeye üzüldüm ağladım yinede dersleri batırmamışım dönemin sonunda onu görüyorum (Allah’a bin şükür!!).
Bu gün iki yazılı vardı. Birincisi girişimcilikti herkes başının çaresine baktı (ki ben kopya çekmeyi beceremiyorum zaten (: ) ikinci yazılı dindi. Din yazılısında bir baktım Ozan arkadan kalkmış benim yan sırama geçmiş (benim için olmadığı kesin. Bir an üzerime alınıp heveslenmeye çalıştım ezik gibi ama sonra kendimi dizginledim). Neyse sınav başladı başımıza da bir hoca vermişler Allahım hiç umurunda değil kim kime bakmış tabi herkesin bunu anlaması en fazla 5 dakika sürdü. Havada kopyalar uçuştu. Kendi kağıdımda baktım bir şey yapamıyorum diğer gruba bakıyım dedim baktım ordaki her şeyi biliyorum (yapamadım dediysekte abartmayalım (: ) Ozan’ın oturduğu yerdeki herkeste bana soruyor. Dedim zaten ben şuanda sallasamda yok çıkmayacak onlara yardım edeyim bari. Döndüm söylüyorum en son soran Ozan oldu o da “hiçbir şey yapamadım yeeaa” diyince yardım teklif ettim ondan yani. Bir iki tane test sorusu vardı şıklarını söylüyorum söylüyorum yanlış yazıp duruyor akıllı (!) dedim ver şu kağıdı ya (eminim hocanın kızmayacağından yoksa hayatta yapmam) “sende kendi kağıdını verirsen veririm” dedi gülümsüyor ama. Dedim gerek yok ver sen biz böyle konuşuyoruz bu şükür doğru işaretledi yanındaki duaları sordu söylüyorum Ozana dedim yaptın mı duaları (onların grubunkini biliyorum) tamam sen kendini sıkma mı tasalanma mı öyle bir laf söyledi yani bildiğin terslendim ama suratıma bakamadan söyledi tabi bu bana bir koydu bir koydu önüme öyle bir döndüm ki yani artık o yazılıda mıyım değil miyim idrak edemiyorum üzüldüm ama ağlayasımda gelmedi dondum kaldım öyle. Dedim kızım işte böyle şey gibi kalırsın, umurunda bile değilsin işte idrak et artık şunu be. Sonra bir an her şey durdu, dondu sanki ben düşünmeye başladım (yanımdaki kıza yapışkan olan bir çocuk vardı) Ozan’ın benimle aynı şeyleri hissetmediğini ve benim ona karşı olan davranışlarımı düşündüm kendi mi bir an yanımdaki kızı takıntı haline getirmiş olan çocuk gibi hissettim kendimi öyle gördüm sanki. Öyle kötü oldum ki anlatamam. Yazılı bitti şükür dedim bitti bu işkence. (okulun kütüphane kolu başkanıyım bu yüzden pano, gezi,toplantı, kitap getirmeyenleri takip filan benim görevim) Hemen çantamdan kütüphaneden kitap alıpta getirmeyenlerin listesini çıkardım ve bir kalem kaptığım gibi dışarı fırladım. Tam merdivenlerden iniyordumki ( ne zaman çıktıysa sınıftan) Ozan ve yanındaki arkadaşı (Gökhan ama o Gökhan değil) yukarı çıkıyor bana “ne yapıyorsun?” dedi “kitapları topluyorum” dedim o hareketinin koyduğunu belli etmemeye çalışıyorum kendimce ama paçalarımdan aktığına eminim. Gülümsedi arkadaşı ilk defa hızlıca yürüdü gitti bu durdu ama bende kurt var ya dayanamadım çat diye söyleyiverdim “ben sana yazılıda yardım etmeye çalışıyorum sen beni tersliyorsun” dedim. Yarım saattir saklamak için kendimi paraladığım şeyi döküldüm bir anda. Durdu “Kendini boşu boşuna tehlikeye atmana gerek yok o yüzden” dedi. Bende salak gibi hızlıca merdivenden aşağıya indim. Bu huyumdan nefret ediyorum heyecana kapılıyorum ve konuşmayı yarıda kesiyorum. Madem cesaret etmiş söylemişsin ve gerçekten ilk defa yanındakiler gitmiş ve o da yürümeye meyilli değildi yani dursam konuşurduk ve ben yarı yarıya içimi rahatlatmak yerine içimde geri kalan kızgınlığımıda döker rahatlardım ama yookk illa içimde kalacak ya. Bir kerede fırsatları değerlendire bilsem..
Neyse hiç yoktan iyidir beni düşündüğü için öyle davranmış biraz moralim düzeldi. Bu dediğine inandım çünkü orada olsaydınız sizde inanırdınız. Hani doğru söylediğini bilmezsiniz ama hissedersiniz ya bende öyle hissettim sanki doğru söylediğini. Ama bilmiyorum.. Diğer türlüyse, sadece gönlümü almak veya savsaklamak için söylemişse de düşünmek bile istemiyorum. Çünkü artık çok yoruldum, çok üzüldüm. Hep birilerinin yaptıklarına üzülmekten ne gücüm nede takatim kalmadı. Artık iyi bir şeyler olsun istiyorum. Gerçekten iyi bir şeyler..