28 Temmuz 2011 Perşembe

Bu da bana ders oldu..

28 Temmuz 2011 Persembe
15:02



   Tam bir haftadır hastayım.. Bir hafta önce bu günün akşamı yüzüme "Sis leke kremi" adlı bir cenabet sürdüm ve ertesi gün ucubeye dönüştüm. Yüzüm önce kaynar su döküp haşlamışsın gibi kızardı sonrada patlayacakmış gibi şişti. Hele dudaklarım aman tanrım.. Balık gibi oldum yiyemedim, içemedim, konuşamadım.. Bana bu kremi satan hıyarı arayınca da bekleyin biraz şunu şunu sürün geçecek falan dedi ama yok ben şiştikçe şişiyorum en son gözüm de şişmeye başlayınca apar topar acile gittik. Bize biraz daha geç kalsaymışız ödemlerin boğazıma ineceğini ve boğulmama sebep olacağını söyledikleri anda bizimkilerin kan beynine sıçradı iyice… Sadece yüzüm değil tüm vücudum ödem tutmuş meğer, bir türlü damarı bulamadılar delik deşik oldum. En son bir sürü iğne ilaç yazılmış ve iki serum yemiş bir şekilde eve döndüm.
   O kadar berbat olmuştum ki aynalara küstüm bakmak bile istemiyordum, her kendimi gördüğümde ağlıyordum. İki tane belli belirsiz leke için ne hale gelmiştim.. Daha sonraları sabah akşam iğne yemek için o şiş suratımla hastanenin yolunu tuttum. Yüzümde pis beyaz yağ bezeciği gibi şeyler çıkmıştı ve dışarı çıkmak istemiyordum. İki gün içerisinde verdikleri kremler ve temizleyici sularla yüzümdeki o beyazlıklar gitmişti, şişim de 3 gün içerisinde inmişti. Muayeneye gittiğimizde doktorda çok hızlı iyileştiğimi söyledi. Tabi hala yüzümde kahverengi bir maske var (: onlarda yakında gidecek diye düşünüyorum doktor öyle dedi…
   O bana kremi satan hıyarı da sorarsanız benim tedavi sürecimde ailem yakasına iyice bir yapıştı. Sonuç adamın ismi cismi yalanmış… Benim muhitimden iki kişiyi daha böyle mağdur etmiş –birinin durumu daha ağır- onlarda dava açmışlar ama sonucu ne olmuş bilmiyorum.. Telefonda onu dava edeceğimizi söyleyince de hiçbir şey ispat edemezsiniz demişti zaten. Daha önce başına gelmiş tecrübeli herif tabi..
   Neyse sonuç olarak şimdi iyiyim tek üzüntüm kursumu aksatmış olmam geceleri –uyuyabildiğim geceler- kabusum oluyor. Bir iki dersi aksatınca kazanamayacakmışım gibi geliyor o kadar seviyorum… İşin kötüsü uyurken ilacı her yerime bulaştırmışım bu yüzden ellerimde yaralı, yüzüm ne kadar iyileşmiş olsa da ellerim iyileşmeden çalışamıyorum L….
   Ne yapalım olacağı varmış.. Bu da bana ders oldu..

12 Temmuz 2011 Salı

İtiraf ediyorum.. Belki de yalan söylüyorum kimbilir ?!..

 


   Yalandan bütün defter, ajanda ,not defterlerinin ilk sayfalarına aileme bençalışkanbirçocuğum imajı çizmek için yaptığım -güya- özet çalışmamı yırtıp; haftalardır devam ettiğim diyetimi şuanda hiç umursamadan açıp yemekte olduğum "Benimo" pakediyle çöpe atarak itiraf yazıma başlamamla bunu yapamayacağımı anlamam arasından üç saniye geçiyor... 
   Okuduğum bir kitap sonrası bende geçmişimle yüzleşip kimseye anlatmadığım şeyleri itiraf ederek rahatlayabileceğimi düşündüm. Ve anladım ki yapayalnızken kendime dahi dürüst olamıyorum. Gerçekleri söyleyince göreceğim muamelenin ne olduğunu bilmenin korkusu kendime bile dürüst olmamı engelliyor, iç sesimle bile yalan konuşuyorum. En iyisi en basitinden başlamak...
   Şuanda anlatacağım olayların baş kahramanı yanımda sere serpe uzanıyor -ablam yanlış şeyler düşünmeyin .D - olmasının verdiği psikolojik baskı sebebiyle bu yaz günlerini fırsat bilip balkona bir iskemle atarak kendimi bu baskıdan kurtarıyorum. Neyse...
   Yine bir yaz günü lise 1. sınıftayım 14 yada 15 yaşlarında olmam lazım. Neyse uzun uzadıya anlatamayacağım çünkü bunu birinin okuyacağı endişesiyle vazgeçmem an meselesi.. Lise 1 de arkadaşımın tatil yerinde tanıştığı çocukla onun sayesinde sevgili olduk. Her şey çok güzel gidiyordu ve benim günlük tutma huyum yüzünden her şey mahvoldu. Dur bir dakika olayları karıştırdım. Bu ilk sevgilimde olan olaydı. En iyisi ben bunları alt alta sıralayayım yoksa böyle sonu gelmeyecek..

1- Orta sonda ilk sevgilimle çıktım adı Onurhan'dı (İsimleri değiştiriyorum) ve günlüğümün okunması sonucu yakalandım ortalık karıştı ama ben bir şekilde can havliyle olaydan sıyrılmayı başardım. Tabi sonra ayrıldık..

2- İkinci sevgilim lise 1 de oldu ve telefon konuşmasında telefonun sesinin yüksek oluşu ve talihsiz bir şekilde telefondaki şahsın bana "Aşkım" demesi ve bunun sessiz olan odada yankılanması sonucu yine ablama yakalanmam ve o yazın bana zehir edilmesi ( telefonumun alınması, dışarı çıkamama, bilgisayara giremem gibi...)

3- Sonuç olarak artık kimseyle çıkmaya cesaret edemiyorum, telefonu neredeyse hiç kullanmıyorum ve asla günlük tutmuyorum..

   Sevgilimin olmaması olmasını istemediğimden veya korktuğumdan değil. Sayelerinde kural tanımaz birine dönüştüm onlar ne kadar sineceğimi düşünmüş olsalar da ters tepti... Bu olaylardan sonra sevgili olmayı denedim ama yapamıyorum. Sürekli bir ilişkiyi devam ettiremiyorum. Ailemden gördüğüm tavrın etkisi bu konuda çıkıyor demek ki. Bir yerde birinde uzun süre kalamıyorum. Ve bana yaklaşmalarına da izin vermiyorum, kötü, ilgisiz davrandığım halde yine de ilişkiyi bitiren ben oluyorum ve bu vicdan azabı oluyor - bir gün bir yerden acısı çıkacak diye korkuyorum (: -. Dolayısıyla böyle olacağına hiç olmasın daha iyi dedim ve ilişkilerden elimi eteğimi çektim.
   İkinci bir etkisi de düzenli günlük tutamıyorum ve tuttuğum zamanlardaysa birileri okuduğunda onların duymak isteyeceği şeyleri yazıyorum. Yani doyasıya içimi dökemiyorum. Ablamdan yediğim çifte kazıktan sonra ne aileme ne de arkadaşlarıma gerçekten ne düşündüğümü, ne hissettiğimi söyleyemez oldum. Böyle olunca dolup dolup patlamamak için bu blogu açtım. Ama yazma sıklığıma bakınca günlüğümün uğradığı bozgunun tesirinin bloguma da yansıdığını düşünüyorum... Tabi bir de okunma, takipçi sayısına bakınca kendim yazıp kendim okuduğum gerçeği ortaya çıkıyor. Ee kim birinin sorunlarını okumak ister ki.. Herkesin kendince bir derdi var sonuçta. Tüh blogun görünümü için de o kadar uğraşmıştım neyse.. Aslında benimde işime geliyor. Ne kadar az okuyucu o kadar az şahit...
   Yine yattığı yerden kalkmış gelmiş gulyabani, ne yaptığım konusunda işkillenmeden şu itiraf olayını kapatayım mazallah bunu da okur mokur birde bununla uğraşmayayım.. Öptüm nanaktan...