11 Eylül 2011 Pazar

Hep bir seyleri degistirebilecegime inanırdım..

11 Eylul 2011 Pazar
01:22



   Bazen yaşamımın hiç bir anlamı yokmuş gibi geliyor. O kadar çabamın.. Hayallerimin, gelecekte yapacaklarımın.. Hiçbirinin bir değeri yokmuş gibi geliyor. Çünkü ben ne yaparsam yapayım bir gün öleceğim ve bütün o hayata tutunma çabam boşa gidecek. Bir şeyler öğreneceğim, okuyacağım, belki iyi bir kariyer ve yuva sahibi olacağım ama ya sonra.. Ne için bu çabayı sarf ediyorum. O kadar şeyi öğreneceğim de ne olacak ? Bilgili, bilgisiz ölmeyecek miyim? İki şekilde de unutulmayacak mıyım? O zaman yaşamamın ne anlamı var ? Bir şeyleri değiştirmeye çalışmanın ne manası var.
   Herkesin hayatında kendince başarıları vardır. Ama bunu kim biliyor !? Ya da kendimizden başka kimin umurunda ? Mesela bir doktor.. Belki master belki doktora –doğru yazılışlarını googledan aratmakla uğraşamadım siz anlayın işte- yapmış. Hayatı çok büyük başarılarla geçmiş belki ama biz veya yakınlarımızdan biri hastalanana kadar onları kim biliyor, ya da ihtiyaç duymadığımız sürece doktor olmaları kimin umurunda ? Hatta tedavi bitip hastanenin kapısından dışarıya adım atar atmaz isimlerini bırakın neye benzediklerini bile unutuyoruz.. Belki şirin bir kafe açtık, çok güzel bizim için çok değerli değil mi bu gelişme.. Ama kafe sinek avlıyor neden ? Çünkü o kafe hiç kimse için bizim için olduğu kadar değerli değil ve ünlülerin takıldığı sosyetik bir mekan olmadığı sürece de yemeklerinizin / tatlılarınızın ne kadar lezzetli olduğu, ne kadar kaliteli malzemelerle yapıldığı kimsenin umurunda bile değil ! İşte bu benim hayatımı adayacağım tüm emeklerimin boşa gideceğine inanmamı sağlıyor. Sırf bu yüzden yolda önünden geçtiğim tüm dükkanlara borcum varmış gibi hissediyorum.. Hepsinin tabelalarına, vitrinlerine bakıyorum, yazılanları sıkılmadan okuyorum niye ? Sırf onlar birileri için değerli diye. Adres ezberlemekten –görsel zekaya sahip olduğum için- gezdiğim sokakların, mekanların adını bilmekten nefret eden ben sırf birileri için önemli diye dükkanların, kafelerin yerlerini, isimlerini aklımda tutmaya çalışıyorum.. –Evet bu takıntılı hareketi uzun süredir yapıyorum, binalardaki camları saymak gibi..-
   Ben iç mimar olmak istiyorum bunun için çalışıyorum da.. Ama gün gelecek ben ne kadar iyi işler ortaya koymuş olursam olayım başkaları benim yerimi alacak. Ve eğer ben şanslıysam bir elli yıl sonra tamamen silinmiş olacağım. Kimse beni anmayacak veya başarılarım bana hiçbir şey getirmeyecek. Hatta ben gittikten sonra .. Neyse.. İşte bu nankör döngü bütün yapmak istediklerimi gereksiz kılıyor.
   Geçen yıla kadar hep bir şeyleri değiştirebileceğime inanırdım. İnsanları bilinçlendirebileceğime ülkemin hayrına bir çok şeyi gerçekleştirebileceğime.. Ama sonra uğraşıpta hakkı olan takdiri göremeyen, benimle aynı şeyleri düşünen aynı amacı güden insanların sözlerine kulak tıkandığını gördükten sonra fikrim değişti. Ne manası var demeye başladım. Değmeyecek.. Öğrenmeye hevesliyim, öğrendiklerimi anlatmaya da .. Ama duymak istemeyen insanlara bir şey anlatamam. Anlatmak istemeyenlerden öğrenemem de.. Hep amacıma uygun bir meslek istemiştim “gazetecilik”.. Ama sonra yolsuzluğun, yanlış giden bir şeylerin olduğu, aslında seslerine en çok ihtiyaç duyulduğu zamanlar onların seslerinin kısıldığı, kalemlerinin kırıldığı, yollarının tıkandığını gördüm. Onlara yardım edenlerin, yol gösterenlerin, destekleyenlerin hayatlarının karartıldığını gördüm.. En kötüsü de halk için savaşanlara, vatanı için savaşanlara milletinin nankörlük ettiği, sırt çevirdiği, değerini bilmediğini gördüm.. Ömrünü anlamayanlara, dinlemeyenlere laf anlatmakla geçirmeye değer mi dedim ! Değmez..
   İşte o andan sonra “iç mimarlık” a heveslendim.. Gönlümde yatan hislerin ucundan bile geçmeyen bir mesleğe yöneldim. Amacım insanlara yön vermekti, eşyalara değil. Ama artık vazgeçemem. Yolun daha başında olsam da vazgeçemem. Yeteneğim var ama istediğim o değil.. Ama kimsenin ümitlerini yıkmaya da niyetim yok. Zaten istediğim şeyinde sonu yok. Belki pişman olurum, belki iyi ki yapmışım derim. Bilemiyorum.. Ama işte arada sırada gönlümde yatan aslan kükrer bende duygulanırım işte böyle..