27 Mayıs 2011 Cuma

Hayallerim gerçek oldu sonunda !!

27 Mayis 2011 Cuma
20:10





   Hayallerim gerçek oldu..
   Evet sonunda o kahrolası dershaneden ayrıldım ve bir güzel sanatlar fakültesi yetenek sınavlarına hazırlık kursuna yazıldım.. Sonunda !! Çoook sevinçliyim uçuyorum adeta – her şeye rağmen - .. Her şeye rağmen diyorum çünki; kursu bulmak için kendimi paraladım, kursu kabul ettirmek için kendimi paraladım, kurs yeri için kendimi paraladım, ve şimdi de getirip götürme derdi için kendimi paralıyorum !! AMAN ALLAHIM !! .. Çıldırıcam..
   Şimdi en baştan kısaca bir özetleyeyim. Ben önceleri dershaneye yazılmış olan ama derslere katiyen katılmayan sıradan, tipik bir öğrenciydim. Sonra bir gün – her zamanki gibi – internette dolaşırken bu güzel sanatlar fakültelerinin sınavlarına öğrenci hazırlayan kursların olduğunu gördüm. Sonra bunu anneme anlattım ve annem saniyesinde kabul etti – canımm -.. Sonra bir gün – yine dershaneye gitmediğim günlerden biri – ben yatağımda yayvan yayvan yatarken annem “Madem gitmiyorsun seni dershaneden alacağım !!” diye bir blöf attı ortaya ve beynimde birden ampuller yanmaya başladı. Zaten hem dershane hem kurs çok zordu – hem maddi hem manevi -  dershaneyeyse uğramıyordum bile.. Hemen “Tamam al beni dershaneden !” dedim. Önce şaka yaptığımı sandı ama üsteleyince tamam dedi. Tabi dershane bizi bir ay kadar oyaladı. Bizde zaten bu kurs işini düşünmeye başladığımızda nisan filan olduğu için yetenek sınavı hazırlık kursu kayıt zamanını kaçırmayız diye çok acele etmedik. Daha sonra benim annemi zorlamamla allem ettik kalem ettik kaydımı sildirmeye ikna ettik dershaneyi – yarın gelecek yıl için ödediğimiz paraları geri vermekle birlikte kaydımı da silecekler. -. Tabi ben bu arada kararlaştırdığımız kursa beni yazdırmaya gitmek için sürekli anneme diretiyorum ve o da sağolsun hep bir hafta sonra bir hafta sonra deyip hatta kapıdan bile dönerekten beni ekiyordu. Ne kavgalar ettik sırf bu yüzden. Ama sonunda dün gittik ve beni kursa yazdırdık aslında bende bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum. Bilgi, belge falan isterler diye düşünmüştüm.
   Gelelim yolu bulma maceramıza. Kurs taksimdeydi ve aslında yolu çokta kolaydı. Ama biz esnafın aklına uyunca taksimi karış karış dolaşmak zorunda kaldık ve en sonunda – benim kursu aramam neticesinde – bulduk. Ev gibi bir yerdi ve bizi karşılayan hoca çok samimi ve sıcakkanlı biriydi. Bana birkaç soru sordu yetenekli miyim, eğitim aldım mı, okulda böyle bir ders gördüm mü, ders notum kaçtı falan – bu hocanın okulların eğitim sisteminden pek haberi yok galiba resim, beden dersine hiçbir zaman branş hocaları girmez ve bu dersler her zaman beştir.- . Sonra bir öğrenciye bana atölyeyi gezdirmesini söyledi. Yapılan resimleri gördüm gözüm korkmadı açıkçası ama döndüğümde ben çok yetenekliyim, amanda ne çizimler yaparım, hop diye kaparım, sineği gözünden vururum falan gibi full gazla çalışan sözler sarf etmediğime şükrettim. Sadece ilgim var beni sıfır kabul edin demiştim.
   Neyse bizimle konuşan beyefendi ne bulursa bahane edip indirim yapmaya başladı. “ Nerde oturuyorsun ? Hmm şu kadar indirim.. Okulun ? Hmm bu kadar da indirim” anneme dönüyor “ Ne iş yapıyorsunuz? Öğretmen oooo niye baştan söylemiyorsunuz ki yani oldu mu şimdi şu kadar indirelim. Eşiniz ne iş yapıyor ? O da mı öğretmen oh oh ne güzel şu kadar daha hımm ne etti.. “ lavabo ne tarafta desem kurs bedavaya gelecekti o yüzden sustum tuttum kendimi eve kadar ..
   Saatleri filan konuştuktan sonra döndü “Tamam bu hafta sonu başlayabilirsin” dedi. Ben bir panik oldum elim ayağım kesildi. O bir yandan malzemeleri yazıyor bende bir yandan idrak etmeye çalışıyorum. “Bu hafta mı ?” , “Evet bu hafta..” ; “Hemen bu bu hafta yani, bu hafta sonu..” ; “Evet, neden bir sorun mu var hafta içi mi istiyorsun ?” ; “Yok yok hayır iyi böyle sordum sadece hihi”.. Böyle dumur bir konuşma geçti aramızda. Ve ben hala tarihin bu kadar erken olmasının şoku içerisindeyim. Yetenek sınavları haziranda olduğu için kurs başlangıcı da haziranda filan olur diye düşünmüş, o zamana kadar kendimi ayarlarım demiştim. Şimdi panik içindeyim.
   Tabi birde babamın bu hafta sen götür diğer haftalar ben götürürüm paranoyası var. Çıldırdım resmen. Neyse ben onu hallederim. Kursu kabul ettirmenin yanında o devede kulak kalır. 

17 Mayıs 2011 Salı

Hiç ders almıyorum..

17 Mayis 2011 Sali
19:51



   Haftalar geçti benim Yetenek Sınavları Hazırlık Kursu konusunda tık yok..
   Yapalım, edelim hot höt dedik, herkesi ikna ettik – babam dahil o derece yani B-)) – ama kaldı öyle.. Salak dershane yakamı bırakmıyorki kurs işi olsun. Ne zaman anneme hadi gidelim artık desem “Şu dershane işi bi hallolsun gideriz..” diyip duruyor off !.. Hayır zaten geç kaldım – lise 1 den beri hazırlananlar varmış ayy =/ - hazırlanan hazırlanmış bi de uzattıkça uzatıyor arayı..
   Hayatım boyunca hep bir yerlere geç kaldım. Okula geç kaldım, dershaneye geç kaldım, buluşmalara geç kaldım, eğlenmeye geç kaldım, karar vermede geç kaldım vs.. vs.. Bunlardan beni en çok etkileyende hep karar vermekte geç kalmam. Mesela bu kurs işi geç kaldığım başka bir karar konusu. OKS’ye girdiğimde – şimdi SBS mi ne diyorlar – Güzel Sanatlar Liselerinin olduğunu tercih yaptıktan sonra öğrendim. 2. – 3. tercihlerde yaptığın listeyi değiştiremediğin için bu bana kapak oldu. Eh o zamanlar bilen yok, yol gösteren yok kaçırdım bende fırsatı. Çok dövündüm tabi sonra bu para avcısı aptal dershanelerden medet umduğum için. Adamlar parasını alıyor gerisi yok umurlarında değil. Evde kendi çabalarımla yaptım bi liste çıktım rehberlik hocama belki bi fikir falan verir diye “ Olmuş olmuş doğru yapmışsın ekliycek bişey yok “ dedi salak kadın yolladı beni. Madem ben bu kadar doğru biliyorum maaşınıda bana bağlasınlar o zaman senin işin ne !! 13 – 14 yaşındaki çocukla düşünme kapasiten aynıysa o koltukta ne oturuyorsun ki !! Neyse işte benimde akıl beş karış havada tabi umrumda mı olmuş olmamış verdim hemen listeyi yattım sırtımın üstüne – tabi daha sonra bunları öğrenince sırtımı koyduğum yataklar iğneli fıçı oldu çıktı bana -. Dövündüm durdum sonraları ama son pişmanlık fayda etmedi tabi ..
   Ben şimdi bunu niye anlattım şu yüzden.. Eh benim akıllı kızım yani madem bir kere başına gelmiş burnunun üstüne çakılmışsın şimdi niye en başından düşünüpte önlemini almadım dimi. İşte akıl yani.. Normalde benimde her aklı başında insanın yapması gerektiği gibi lisem istediğim gibi olmadı bari üniversitem olsun diye düşünerek taaa lise 1. sınıftan bu yetenek sınavlarına hazırlanmam lazımdı. Ama ben ne yaptım orta okulda yaptığım salaklığın aynını yapıp lise 1 den itibaren o para tuzağı dershanelere – hem de gitmediğim halde  - para yatırdım – yatırttım -.
   Gerçekten hiç ders almıyorum.. Şaka gibiyim..

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Kör ölür badem gözlü kel ölür sırma saçlı olur

16 Mayis 2011 Pazartesi
17:29



   Ah hayat ah..
   Kırk yıl etrafımızda dolaşsa görmeyeceğimiz insanları biri gördüğü zaman görmek veya hep gözümüzün önünde olduğu halde tavlayamadığımız – ya da beğendiğimiz ama etkilemek için bir adım atmadığımız – insanları bir anda gelen başka birinin saniyede alıp götürmesi ne tuhaf şey.. İnsan görmediyse “ Nasıl daha önce farkına varmadım !?..” , eğer beğeniyorsa da “ Madem bu kadar kolaydı neden daha önce ben denemedim !?..” triplerine giriyor.. Bu da kaderin cilvesi denen şey herhalde..

Not : Kor olur badem gozlu kel olur sirma sacli olur
  
DipNot : Aslinda anlatmak istedigim bundan ibaret daha fazlasi yok..

DipDipNot : Ilk defa konuyu kisacik bir sekilde ozetledim ve bu beni dehsete dusurdu ..

VadininDerinliklerindenGelenNot : Suan uzatma geregi hissediyorum..

10 Mayıs 2011 Salı

Bugün benim doğum günümm..

09 Mayis 2011 Pazartesi
23:23

   Ne yazayım ne yazayım dedim aklıma bu gün doğum günüm olduğu geldi..
   Yalan ! Aslında aklımdan hiç çıkmadı.. Doğum günümü faceden öğrenip yalakalık yapanlarda çıkmasına izin vermedi zaten. Face doğum günü hatırlatma çıktı mertlik bozuldu arkadaş.. Eskiden doğum gününü kimin hatırladığı önemli olur, bu vesileyle dost/düşman ayrımı yapardık. Şimdi otur da kim faceden öğrendi kim gerçekten hatırladı düşün. Çok gerici bişey aslında. Belli başlı kişiler vardır tabi kesin hatırlayacağından emin olduğun ama hani eskiden “Acaba hatırlıycak mı ?” heyecanı olurdu ya da hiç beklemediğin biri hatırladığında bir anda duygulanır onu potansiyel kanka – erkekse hihihi (((: - veya daha önce anlaşamadığın biriyse hemen tüm husumeti – bir günlüğüne de olsa (: - unutma gibi etkileri olurdu.. Şimdi “Amaan kesin bu da faceden öğrendi pis yalaka..” oluyor. Hem eskiden hediye almadan doğum günü kutlamaya utanırdık. Hani “Almasanız da olur hatırlamanız yeter ..” deyimi vardır ya o zaman doğruydu çünkü hatırlamak marifetti ama şimdi “Almadıysan gelme denyo !” diyesi geliyor insanın. Hem doğum günümü internetten öğren hem de elaleme bedavaya “ Ben kibarım”  imajı çiz yemezler.. Neyse doğum günü hatırlamanın da bir önemi kalmadı yani..
   Birde bu “Hatırlamanın” sözü beni çok geriyor “hatırlamak”.. Bir keresinde bunun yerine “Katırlamak” yazmıştım o günden beri her “hatırlamak” yazdığımda on kere okurum acaba “katırlamak” mı yazdım diye.. Kelimeleri yanlış yazdığında utanan tiplerdenim işin özü ((: ve hepte en olmayacak yerlerde yanlış yazar/söylerim.. Gülerek geçiştiririm ama koyar yani .. Aslında kimsenin kelimeleri benim kadar önemsediğini sanmıyorum ama yinede bu takıntımı yenemiyorum. Neyse yine lafı uzattım herkese yalakasız doğum günleri diliyorumm..

Not:Evet doğum günümün reklamını yapıyorum.. yapıyorum .. yaptımm..
♪♫♪♫ ♥ ♪♫♪♫
DipDipnot: Saate de dikkat yanliz biri beni dusunuyo..

3 Mayıs 2011 Salı

Aşksızlık sultanlıktır..

03 Mayis 2011 Sali
00:54

   Kaç gündür yazacak hiçbir şey bulamıyorum.
   Anlattığım benim hayatım olduğu için durum biraz tuhaf oluyor. Yani anlatacağım değişik fikirler komik çılgın konular filan olsa aklıma fikir gelmese anlıycam ama bu benim hayatım ve kafam bomboş .. Bu aralar dikkate değer hiçbir şey olmamasından değil hiçbir şeyi dikkate almamamdan kaynaklanıyor bu durum. Leyla gibiyim. Bir hafta önce olsa deli gibi sevineceğim gelişmeler oluyor ama benim hiç umrumda değil. Şuanda anlatmak için bile kendimi zorluyorum o derece. Nasıl böyle salla domat moduna girdim bilmiyorum. Hem fenada olmadı açıkçası. Yani şimdilik her şey tıkırında gidiyor. Ve ben uzun zaman sonra ilk defa gerçekten mutlu bir yazı yazıyorum. Blogumu dert yanmak için açmıştım (: Ama durumlar düzeldikçe blogumun bencil havasını bir kenara atıp kendimden başka konulara da yönelebilirim. Hem tekdüzelikten de kurtulmuş olurum.
   Ama daha o günlere çok var o yüzden şimdi kısaca olanları bir özetliyeyim (: Ozan  garip tavırlar içerisinde – her zamanki gibi - . Bazen oturup hayaller kurardım hani şöyle karşılaşsak sonra böyle olsa falan filan gibi.. Şimdiyse tam o hayal ettiklerim oluyor. Daha önce karşılaşmak için ben kendimi zorlardım ve karşılaşmalarımız hep benim çabalarımla olurdu ((: Şimdiyse hiç öyle bir derdim yok – dedim ya salla domat havasındayım – hatta karşılaşmamızı imkansız kılacak şeyler yapıyorum ama film karelerinden fırlamış anlar yaşıyorum.. Bu sadece onun için değil çevremdeki diğer erkekler içinde geçerli. Olmadık anlarda olmadık şeyler oluyor. Anlatamıyorum çünkü pek anlatılabilecek bir şey değil yani atmosfer farklı anlamak için yaşamak gerek .. Bilmiyorum işte tuhaf .. Kısa bir zaman öncesine kadar yalnız başıma Ozan’ı düşünüyorken şimdi etrafım erkek kaynıyor..
   Ama onu boşvermemin sebebi etrafımın sevgili potansiyelli erkeklerle dolması değil çünkü hiçbiri umrumda değil. Hep ordalardı ama ben Ozan’ı sevdiğim için görmüyordum. Zaman geçtikçe ona olan ilgim azaldı ve etrafıma bakmayı akıl ettim o kadar. Yani Casper gibi birden hortlamadılar karşımda ..
   Neyse işte günler böyle Leyla Leyla geçiyor.. Şikayetçide sayılmam aslında.. Ne kadar Leyla da olsam içimi acıtan bir Mecnun’un olmaması güzel.. Mutluyum ..

Not: Asksızlık sultanlıktır ..